-
ائتیا کرها مقلد گشته را ** ائتیا طوعا صفا بسرشته را 4590
- Mukallitlere “Zorla gelin”, yaradılışı temiz kişilere de “İsteyerek gelin” denmiştir.
-
این محب حق ز بهر علتی ** و آن دگر را بی غرض خود خلتی
- Bu, Allah’ı bir maksat için sever, öbürünün dostluğunda hiçbir garez, hiçbir maksat yoktur.
-
این محب دایه لیک از بهر شیر ** و آن دگر دل داده بهر این ستیر
- Bu, dadısını sever ama süt için sever. Öbürünü ancak onu âşık olduğundan, o görünmeyen güzele gönül verdiğinden sever.
-
طفل را از حسن او آگاه نه ** غیر شیر او را ازو دلخواه نه
- Çocuk, dadının güzelliğini anlamaz ki… Onda sütten başka bir istek yoktur.
-
و آن دگر خود عاشق دایه بود ** بی غرض در عشق یکرایه بود
- Öbürüyse zaten dadıya âşıktır... Bu sevgide muradı, maksadı ancak ona ulaşmaktır.
-
پس محب حق باومید و بترس ** دفتر تقلید میخواند بدرس 4595
- Şu halde Allah’tan bir şey umarak, Allah’tan korkarak sevenler, taklit defterinden ders okumaktadırlar.
-
و آن محب حق ز بهر حق کجاست ** که ز اغراض و ز علتها جداست
- Nerede Hakk’ı ancak hak için seven, garezlerden, maksatlardan ayrılmış âşık?
-
گر چنین و گر چنان چون طالبست ** جذب حق او را سوی حق جاذبست
- Fakat ister öyle sevsin, ister böyle… Mademki Allah’ı diliyor, onu Hakk’a çeken yine Hakk’tır.
-
گر محب حق بود لغیره ** کی ینال دائما من خیره
- Daima Allah’ın hayrına nail olayım diye Allah’ı seven de,
-
یا محب حق بود لعینه ** لاسواه خائفا من بینه
- Allah’tan başkasına gönül vermekten korkup ancak onu seven de.