English    Türkçe    فارسی   

2
1272-1281

  • ترک شهوتها و لذتها سخاست ** هر که در شهوت فرو شد بر نخاست‏
  • Cömertlik, şehvetleri, lezzetleri terk etmedir. Şehvet yüzünden düşen kalkmamıştır.
  • این سخا شاخی است از سرو بهشت ** وای او کز کف چنین شاخی بهشت‏
  • Bu cömertlik, cennet selvisinin bir dalıdır. Yazıklar olsun böyle bir dalı elinden bırakana.
  • عروة الوثقی است این ترک هوا ** بر کشد این شاخ جان را بر سما
  • Bu heva ve hevesi bırakma, sapasağlam bir iptir. Bu dal, canı göğe çeker.
  • تا برد شاخ سخا ای خوب کیش ** مر ترا بالا کشان تا اصل خویش‏ 1275
  • Ey güzel yollu, cömertlik dalı seni yukarı çeke, çeke aslına eriştirdi mi,
  • یوسف حسنی و این عالم چو چاه ** وین رسن صبر است بر امر اله‏
  • Güzellik Yusuf’un, bu âlem kuyu gibidir. Bu ip de Allah emrine sabretmedir.
  • یوسفا آمد رسن در زن دو دست ** از رسن غافل مشو بی‏گه شده ست‏
  • Ey Yusuf, ip sarktı, iki elinle yapış. İpten gafil olma, vakit geçiyor.
  • حمد لله کین رسن آویختند ** فضل و رحمت را بهم آمیختند
  • Allah’a hamdolsun ki bu ipi sarkıttılar, fazıl ve rahmeti birbirine kattılar.
  • تا ببینی عالم جان جدید ** عالم بس آشکار ناپدید
  • Bu ipe yapış da yeni bir can âlemi apaşikar, fakat görünmez bir âlem göresin.
  • این جهان نیست چون هستان شده ** و آن جهان هست بس پنهان شده‏ 1280
  • Hakikatte yok olan şu cihan var gibi görünmekte, hakikatte var olan cihan da adamakıllı gizlenmede.
  • خاک بر باد است و بازی می‏کند ** کژنمایی پرده سازی می‏کند
  • Rüzgâr esti mi toz toprak görünür, uçup savrulur, rüzgâr görünmez. Toz toprak kendisini gösterir, rüzgâra perde olur.