English    Türkçe    فارسی   

3
3268-3277

  • چون زبانهای بنی آدم همه ** در پی آبست و نان و دمدمه
  • Çünkü Âdemoğulları’nın bütün sözleri, suya, ekmeğe, şana, şerefe ait.
  • بوک حیوانات را دردی دگر ** باشد از تدبیر هنگام گذر
  • Belki hayvanların bu dünyadan göçme zamanındaki tedbirleri, bu tedbirler yüzünden başka bir dertleri var!“
  • گفت موسی رو گذر کن زین هوس ** کین خطر دارد بسی در پیش و پس 3270
  • Musa, “Hadi efendim, hadi… Vazgeç bu hevesten… Bunun önünde, sonunda pek çok tehlikesi var.
  • عبرت و بیداری از یزدان طلب ** نه از کتاب و از مقال و حرف و لب
  • İbret almayı, uyanmayı Allah’tan dile… Kitaptan, sözden, harften, duraktan değil!“ dedi.
  • گرم‌تر شد مرد زان منعش که کرد ** گرم‌تر گردد همی از منع مرد
  • Adam, Musa menettikçe kızıştı, üstüne düştü. Zaten insan, bir şey menedildi mi, o şeye haris olur, büsbütün üstüne düşer!
  • گفت ای موسی چو نور تو بتافت ** هر چه چیزی بود چیزی از تو یافت
  • Dedi ki: “Ya Musa, nurun parlayınca her şey, kadrini, kıymetini, senin sayende buldu.
  • مر مرا محروم کردن زین مراد ** لایق لطفت نباشد ای جواد
  • Beni bu muradımdan mahrum etmek lütfuna düşmez ey cömert er!
  • این زمان قایم مقام حق توی ** یاس باشد گر مرا مانع شوی 3275
  • Bu zamanda Allah’ın vekili sensin. Muradımı vermezsen beni meyus edersin.“
  • گفت موسی یا رب این مرد سلیم ** سخره کردستش مگر دیو رجیم
  • Musa, “Yarabbi, taşlanmış Şeytan, bu saf adamla alay mı ediyor?
  • گر بیاموزم زیان‌کارش بود ** ور نیاموزم دلش بد می‌شود
  • Öğretsem ziyankârlardan olacak, öğretmesem gönlüme bir kötülük gelecek“ dedi.