English    Türkçe    فارسی   

3
933-942

  • گر نداریم این نگه ما را بکش ** ای غلام رای تو افکار و هش
  • Ey akıllarla fikirler, reyinin kulu, kölesi olan padişah, bunu da yapamazsak bizi öldür” derler.
  • تا بنه مه می‌شمرد او روز روز ** تا نپرد تیر حکم خصم‌دوز
  • Firavun, düşmanları vurup öldüren takdir oku, yayından fırlamasın diye günden güne dokuz ayı sayıp duruyordu.
  • بر قضا هر کو شبیخون آورد ** سرنگون آید ز خون خود خورد 935
  • Takdirle savaşa girişen, takdire baskın yapmaya kalkışan, baş aşağı gelir, kendi kanına bulanır.
  • چون زمین با آسمان خصمی کند ** شوره گردد سر ز مرگی بر زند
  • Yer, göğe düşmanlığa kalkışırsa çoraklaşır, ölü haline girer.
  • نقش با نقاش پنجه می‌زند ** سبلتان و ریش خود بر می‌کند
  • Resim, ressamına pençe vurmaya kalkarsa kendi saçını sakalını yolmuş olur!
  • خواندن فرعون زنان نوزاده را سوی میدان هم جهت مکر
  • Firavunun hileye girişerek yeni doğuran kadınları meydana çağırması
  • بعد نه مه شه برون آورد تخت ** سوی میدان و منادی کرد سخت
  • Dokuz ay sonra padişah, yine tahtını meydana kurdurup tellâllar çağırttı.
  • کای زنان با طفلکان میدان روید ** جمله اسرائیلیان بیرون شوید
  • Tellâllar, “Kadınlar, bütün israiloğullarının kadınları çocuklarıyla meydana gelsinler.
  • آنچنانک پار مردان را رسید ** خلعت و هر کس ازیشان زر کشید 940
  • Bundan önce erkekler, ihsanlara nail oldular. Elbiseler, altınlar elde ettiler.
  • هین زنان امسال اقبال شماست ** تا بیابد هر یکی چیزی که خواست
  • Kadınlar, bu yıl devlet sizin. Herkes dilediği şeye nail olacak.
  • مر زنان را خلعت و صلت دهد ** کودکان را هم کلاه زر نهد
  • Padişah, kadınlara elbise verecek, ihsanlar edecek. Çocukların başlarına da altın külâhlar koyacak.