English    Türkçe    فارسی   

1
2391-2400

  • Ey kadın, kavgayı, darılmayı bırak; bırakmayacaksan beni bırak!
  • Ben, iyiyle, kötüyle, kavga edemem; kavga ile işim yok. Savaşmak şöyle dursun; gönlüm barışlardan bile ürkmekte.
  • Susacaksan ne âlâ; yoksa öyle bir iş yaparım ki şu anda hemen kalkar, evimi, barkımı bırakır, giderim.”
  • Kadının yola gelip söylediklerinden istiğfar eylemesi
  • Kadın onu titiz ve hiddetli görünce ağlamaya başladı. Zaten ağlamak, kadının tuzağıdır.
  • “Ben, senden bunu mu umardım? Senden başka ümidim vardı” dedi. 2395
  • Kadın yokluk yoluna girip dedi ki: “Ben senin karın değil, ayağının toprağıyım.
  • Cismim, canım, nem varsa senindir; hüküm de senin, ferman da!
  • Yoksulluk yüzünden sabrım tükendiyse bu da kendim için değil, senin için.
  • Sen, bana dertli zamanlarda deva oldun; muhtaç olmanı istemiyorum.
  • Canın için, bu kendim için değil. Bu ağlayış bu inleyiş hep senin için. 2400