- Akşama kadar onu aradı. Koyun da gözünden kayboldu.
- در پی او تا به شب در جست و جو ** وان رمه غایب شده از چشم او
- Fakat nihayet koyun yorulup kaldı, Tanrı Kelim’i de onu yakaladı.
- گوسفند از ماندگی شد سست و ماند ** پس کلیم الله گرد از وی فشاند
- Merhametle arkasını, başını okşamaya anası gibi onu sevmeye koyuldu.
- کف همیمالید بر پشت و سرش ** مینواخت از مهر همچون مادرش
- Bir parçacık bile öfkelenmedi, kızmadı. Yalnız sevdi, acıdı, gözünden yaşlar döküldü. 3285
- نیم ذره طیرگی و خشم نی ** غیر مهر و رحم و آب چشم نی
- Dedi ki: Tutalım bana acımadın kendi kendine neden zulmettin?
- گفت گیرم بر منت رحمی نبود ** طبع تو بر خود چرا استم نمود
- Tanrı, o anda meleklere dedi ki. Peygamberliğe Musa yaraşır.
- با ملایک گفت یزدان آن زمان ** که نبوت را نمیزیبد فلان
- Mustafa buyurmuştur ki: Her peygamber, gençliğinde yahut çocukluğunda mutlaka çobanlık etmiştir.
- مصطفی فرمود خود که هر نبی ** کرد چوپانیش برنا یا صبی
- Çobanlık etmeden o sınavı geçirmeden Tanrı, ona âlem başbuğluğunu vermez.
- بیشبانی کردن و آن امتحان ** حق ندادش پیشوایی جهان
- Birisi sen de ettin mi? Diye sordu. Dedi ki: Ben de bir müddet çobanlık ettim. 3290
- گفت سایل هم تو نیز ای پهلوان ** گفت من هم بودهام دهری شبان
- Vekarları, sabırları meydana çıksın diye Tanrı onları peygamber yapmadan çoban yapmıştır.
- تا شود پیدا وقار و صبرشان ** کردشان پیش از نبوت حق شبان