English    Türkçe    فارسی   

2
2584-2593

  • چاپلوس و لفظ شیرین و فریب ** می‏ستانی می‏نهی چون زر به جیب‏
  • Halkın seni övmesini, sana yaltaklanmasını, halkın tatlı ve kandırıcı sözlerini alıyor, altın gibi cebine indiriyorsun!
  • مر ترا دشنام و سیلی شهان ** بهتر آید از ثنای گمرهان‏ 2585
  • Sana Padişahların sövmesi, vurması, sapıkların övmesinden daha iyidir.
  • صفع شاهان خور مخور شهد خسان ** تا کسی گردی ز اقبال کسان‏
  • Padişahların tokadını ye de aşağılık kişilerin balını yeme, bu suretle er olanların ikbali yüzünden sen de bir er ol.
  • ز آنک از ایشان خلعت و دولت رسد ** در پناه روح جان گردد جسد
  • Çünkü onlardan hil’at gelir, devlet gelir. Onlar, ruhun penahında cesedi, can haline getirirler.
  • هر کجا بینی برهنه و بی‏نوا ** دان که او بگریخته ست از اوستا
  • Nerede bir çıplak, bir yoksul görürsen bil ki bir kâmilden kaçmıştır.
  • تا چنان گردد که می‏خواهد دلش ** آن دل کور بد بی‏حاصلش‏
  • Gönlünün dilediğini yapmak, o kör, o kötü ve sermayesiz gönlün istediğini yerine getirmek için bir üstattan firar etmiştir.
  • گر چنان گشتی که استا خواستی ** خویش را و خویش را آراستی‏ 2590
  • Eğer ustanın dilediğine uysaydı kendisini de bezerdi, akrabasını da.
  • هر که از استا گریزد در جهان ** او ز دولت می‏گریزد این بدان‏
  • Dünyada kim ustadan kaçarsa, devletten kaçar; bunu böyle bil.
  • پیشه‏ای آموختی در کسب تن ** چنگ اندر پیشه‏ی دینی بزن‏
  • Ten kazancında bir sanat öğrendin, din sanatına da bir el ur!
  • در جهان پوشیده گشتی و غنی ** چون برون آیی از اینجا چون کنی‏
  • Dünyada elbisen var, zenginleştin; fakat bu âlemden gidince nasıl edeceksin?