English    Türkçe    فارسی   

2
751-760

  • چون رسد آن جا ببیند گرگ و شیر ** عمر ضایع راه دور و روز دیر
  • Çağrılan kişi, oraya varınca bir de bakar ki karşısında kurt, aslan. Ömrü zayi olmuş, yol uzun, gün de geçiyor.!
  • چون بود آن بانگ غول آخر بگو ** مال خواهم جاه خواهم و آبرو
  • Ey iyi huylu kişi, gulyabani sesi nasıldır? “Mal isterim, mevki isterim, şeref, isterim!” işte böyle.
  • از درون خویش این آوازها ** منع کن تا کشف گردد رازها
  • İçimden bu sesleri menet de sırlar keşfedilsin.
  • ذکر حق کن بانگ غولان را بسوز ** چشم نرگس را از این کرکس بدوز
  • Allah’ı an da gulyabanilerin seslerini mahvet. Nergis gibi olan gözünü bu gergese karşı kapa.
  • صبح کاذب را ز صادق واشناس ** رنگ می را باز دان از رنگ کاس‏ 755
  • Subhu sadıkı, subhu kâzipten, şarabın rengini kadehin renginden ayırt et ki.
  • تا بود کز دیده‏گان هفت رنگ ** دیده‏ای پیدا کند صبر و درنگ‏
  • Bu sabır ve sebatla şu yedi renkli zahiri gözden başka bir göz elde edersin.
  • رنگها بینی بجز این رنگها ** گوهران بینی به جای سنگها
  • O gözle bu renklerden başka renkler, taşlar yerine mücevherler görürsün.
  • گوهر چه بلکه دریایی شوی ** آفتاب چرخ پیمایی شوی‏
  • Hatta gevher nedir ki? Sen, kendin bir deniz olur, göklerde seyreden bir güneş kesilirsin.
  • کار کن در کارگه باشد نهان ** تو برو در کارگه بینش عیان‏
  • İş sahibi, iş yurdunda gizlidir. Yürü, onu ancak iş yurdunda apaçık görürsün.
  • کار چون بر کار کن پرده تنید ** خارج آن کار نتوانیش دید 760
  • Mademki iş, sahibine bir hicap olmuştur? Şu halde onu işinden başka bir yerde göremezsin.