English    Türkçe    فارسی   

4
1704-1713

  • هر هلاک امت پیشین که بود ** زانک چندل را گمان بردند عود
  • Eski ümmetlerin helâk olması, hep katı taşı öd ağacı sanmalarındandır!
  • بودشان تمییز کان مظهر کند ** لیک حرص و آز کور و کر کند 1705
  • Onu anlayacak, meydana çıkaracak temyiz kabiliyetleri vardı ama hırs ve tamah, insanı kör ve sağır eder!
  • کوری کوران ز رحمت دور نیست ** کوری حرص است که آن معذور نیست
  • Körlerin körlüğü rahmetten uzak değildir, onlara acınır. Fakat hırs körlüğüne özür yoktur!
  • چارمیخ شه ز رحمت دور نی ** چار میخ حاسدی مغفور نی
  • Padişahın çarmıha gerdiği adama acınır, fakat haset çarmıhına gerilen bağışlanmaz!
  • ماهیا آخر نگر بنگر بشست ** بدگلویی چشم آخربینت بست
  • A balık, sonuna bak işin, oltaya değil! Fakat pisboğazlığın, senin işin sonunu gören gözünü kapattı!
  • با دو دیده اول و آخر ببین ** هین مباش اعور چو ابلیس لعین
  • İki gözle evveli sonu gör... Kendine gel, iblis gibi tek gözlü olma!
  • اعور آن باشد که حالی دید و بس ** چون بهایم بی‌خبر از بازپس 1710
  • Tek gözlü ona derler ki yalnız içinde bulunduğu hali görür... Hayvanlar gibi başka şeyden haberi yoktur.
  • چون دو چشم گاو در جرم تلف ** هم‌چو یک چشمست کش نبود شرف
  • Öküzün iki gözünü çıkarmanın cezası bir gözü çıkarma cezasıdır... Çünkü onda şeref yoktur ki!
  • نصف قیمت ارزد آن دو چشم او ** که دو چشمش راست مسند چشم تو
  • Öküzün iki gözü, değerinin yarısıdır... Çünkü onun iki gözle yapacağı şeyi, sen ona yaptırabilirsin!
  • ور کنی یک چشم آدم‌زاده‌ای ** نصف قیمت لایقست از جاده‌ای
  • Fakat bir insanın tek gözünü çıkarsan değerinin yarısını vermek gerek!