English    Türkçe    فارسی   

4
1556-1565

  • İşte güzel sözlü hakîm, tenden inmeyen atlıya bu yüzden lânet etmiştir.
  • زین کند نفرین حکیم خوش‌دهن ** بر سواری کو فرو ناید ز تن
  • Allah aşkı, hiç Leylâ’nın aşkından az değersiz olur mu? Ona top olmak elbette daha doğru, daha yerinde!
  • عشق مولی کی کم از لیلی بود ** گوی گشتن بهر او اولی بود
  • Top ol da doğruluk yanına yat, aşk çevgâniyle yuvarlanarak git!
  • گوی شو می‌گرد بر پهلوی صدق ** غلط غلطان در خم چوگان عشق
  • Çünkü bu yolculuk, binekten indikten sonra Allah çekişiyle olur... Halbuki önceki gidişimiz, deveyle idi!
  • کین سفر زین پس بود جذب خدا ** وان سفر بر ناقه باشد سیر ما
  • Bu çeşit gidiş, gidişlerden apayrıdır... Bu gidiş cinlerin gidişiyle de olmaz, insanların çalışmasıyla da! 1560
  • این چنین سیریست مستثنی ز جنس ** کان فزود از اجتهاد جن و انس
  • Bu çekilip gitme, alelade çekilip gitme değildir... Bunu, Ahmed’in lütfu meydana getirdi vesselâm!
  • این چنین جذبیست نی هر جذب عام ** که نهادش فضل احمد والسلام
  • Kölenin ücret azlığından şikâyet ederek padişaha yazması
  • نوشتن آن غلام قصه‌ی شکایت نقصان اجری سوی پادشاه
  • Sözü kısa kes de padişaha mektup yazıp gönderen köleyi anlat!
  • قصه کوته کن برای آن غلام ** که سوی شه بر نوشتست او پیام
  • O köle, nazenin padişaha savaşla, varlıkla, kinle dolu bir mektup yazıp gönderir.
  • قصه پر جنگ و پر هستی و کین ** می‌فرستد پیش شاه نازنین
  • Kalıbın, cesedin mektuptur, ona dikkat et, padişaha lâyık mı, değil mi? Bir anla da sonra gönder!
  • کالبد نامه‌ست اندر وی نگر ** هست لایق شاه را آنگه ببر
  • Bir bucağa git, mektubu aç, oku... Bak bakalım, içindeki sözler, padişahlara lâyık olan sözler? 1565
  • گوشه‌ای رو نامه را بگشا بخوان ** بین که حرفش هست در خورد شهان