English    Türkçe    فارسی   

4
464-473

  • Atın boynunu tutarsa murat alır, maksadına erişir... Fakat ayağını yakalarsa tekmeyi yer!
  • گردن اسپ ار بگیرد بر خورد ** ور بگیرد پاش بستاند لگد
  • Gemsiz ve serkeş ata pek yaklaşma... Kendine aklı ve dini kılavuz et, onlara uy vesselâm! 465
  • کم نشین بر اسپ توسن بی‌لگام ** عقل و دین را پیشوا کن والسلام
  • Bu azmini sakın hor görme, ehemmiyetsiz sanma... bu yolda sabır lazım, çekilecek mihnetlere tahammül gerek!
  • اندرین آهنگ منگر سست و پست ** کاندرین ره صبر و شق انفسست
  • Mescid-i Aksâ’nın binası
  • بقیه‌ی قصه‌ی بنای مسجد اقصی
  • Süleyman, Kâbe gibi temiz, Mina gibi yüce olan o yapıya başladı.
  • چون سلیمان کرد آغاز بنا ** پاک چون کعبه همایون چون منی
  • Yapısında tekellüflerde bulundu... Öbür yapılar gibi rasgele ve değersiz bir yapı değildi o!
  • در بنااش دیده می‌شد کر و فر ** نی فسرده چون بناهای دگر
  • Yapı için dağdan kesilen her taş, apaçık “Önce beni götürün” derdi.
  • در بنا هر سنگ کز که می‌سکست ** فاش سیروا بی‌همی گفت از نخست
  • 470.Âdem’in yoğrulduğu su ve toprak gibi o yapının her kerpicinden nur parladı. 470
  • هم‌چو از آب و گل آدم‌کده ** نور ز آهک پاره‌ها تابان شده
  • Taş, hammalsız geliyordu... o kapı, o duvarlar, âdeta canlıydı.
  • سنگ بی‌حمال آینده شده ** وان در و دیوارها زنده شده
  • Allah daima der ki: Cennetin duvarları, bu duvarlar gibi cansız ve çirkin değildir.
  • حق همی‌گوید که دیوار بهشت ** نیست چون دیوارها بی‌جان و زشت
  • Ten kapısı, ten duvarı gibi uyanıktır... Cennet evi de diridir; çünkü padişahlar padişahına mensuptur orası!
  • چون در و دیوار تن با آگهیست ** زنده باشد خانه چون شاهنشهیست