English    Türkçe    فارسی   

5
4003-4012

  • Emniyet ettiğim bir adam olan lalam, hain çıktı, bana hıyanette bulundu.
  • او کامین من بد و لالای من  ** خاینش کرد آن خیانتهای من 
  • Kin gütme, öç alma zamanı değil. Ben kendi elimle bir ham iştir, yaptım.
  • نیست وقت کین‌گزاری و انتقام  ** من به دست خویش کردم کار خام 
  • O beye de kin güdersem yapacağım zulüm, yine başıma gelir. 4005
  • گر کشم کینه بر آن میر و حرم  ** آن تعدی هم بیاید بر سرم 
  • Şu ceza, bir kere başıma geldi ya, bunu sınadım, artık sınanmışı tekrar sınamam.
  • هم‌چنانک این یک بیامد در جزا  ** آزمودم باز نزمایم ورا 
  • Musul padişahının derdi, boynumu kırdı âdeta. Artık başkasını incitmem.
  • درد صاحب موصلم گردن شکست  ** من نیارم این دگر را نیز خست 
  • Tanrı, bize mükâfatı anlattı. "Döner, kötülüğe gelirseniz biz de cezanızı veririz" dedi.
  • داد حق‌مان از مکافات آگهی  ** گفت ان عدتم به عدنا به 
  • Burada ileri gitmek, faydasızdır. Sabırdan, merhametten başka iyi bir iş yok.
  • چون فزونی کردن اینجا سود نیست  ** غیر صبر و مرحمت محمود نیست 
  • Rabbimiz, biz nefsimize zulmettik, bir hatada bulunduk. Ey merhameti büyük Tanrı, bize acı! 4010
  • ربنا انا ظلمنا سهو رفت  ** رحمتی کن ای رحیمیهات رفت 
  • Ben onu affettim, sen de yeni suçumu da affet, eski suçlarımı da.
  • عفو کردم تو هم از من عفو کن  ** از گناه نو ز زلات کهن 
  • Sonra cariyeye sakın dedi, bu senden duyduğum sözü kimseye söyleme.
  • گفت اکنون ای کنیزک وا مگو  ** این سخن را که شنیدم من ز تو