English    Türkçe    فارسی   

6
1407-1416

  • Sabredersen kötü arkadaş iyidir. Sabır, insanın göğsünü açar, insanı genişletir.
  • یار بد نیکوست بهر صبر را  ** که گشاید صبر کردن صدر را 
  • Ayın gece sabretmesi , onu apaydın bir hale kor. Gülün dikene sabrı, onu güzel kokulu bir hale getirir.
  • صبر مه با شب منور داردش  ** صبر گل با خار اذفر داردش 
  • Aslanın pislik ve kan içinde kalıp sabretmesi , onu deve yavrularıyla doyurur.
  • صبر شیر اندر میان فرث و خون  ** کرده او را ناعش ابن اللبون 
  • Peygamberlerin münkirlere sabretmesi onları Allah hassı yapmış , sahipkıran etmiştir. 1410
  • صبر جمله‌ی انبیا با منکران  ** کردشان خاص حق و صاحب‌قران 
  • Kimde bir düzgün esvap görsen bil ki onu sabretmek , uğraşıp kazanmakla elde etmiştir.
  • هر که را بینی یکی جامه درست  ** دانک او آن را به صبر و کسب جست 
  • Kimi aç , çıplak görürsen bu hali , sabırsızlığına tanıktır.
  • هرکه را دیدی برهنه و بی‌نوا  ** هست بر بی‌صبری او آن گوا 
  • Kim ürker , canı dertler içinde kalırsa mutlaka bir kötü kişiye arkadaşlık etmiştir.
  • هرکه مستوحش بود پر غصه جان  ** کرده باشد با دغایی اقتران 
  • Eğer sabretsen ülfetine tahammül edip vefa göstersen sevdiğinden ayrılmaz , başını dövmezdin.
  • صبر اگر کردی و الف با وفا  ** ار فراق او نخوردی این قفا 
  • Balla sütün karıştığı gibi Allah huyuyla huylansaydın “Ben batanları sevmem” der, 1415
  • خوی با حق نساختی چون انگبین  ** با لبن که لا احب الافلین 
  • Kervandan arda kalmış ateş gibi yol üstünde yalnız başına kala kalmazdın.
  • لاجرم تنها نماندی هم‌چنان  ** که آتشی مانده به راه از کاروان