English    Türkçe    فارسی   

6
291-300

  • İnsan kulağından gelişir, duya duya canlanır. Hayvansa boğazından, yemesinden, içmesinden gelişir.
  • آدمی فربه شود از راه گوش  ** جانور فربه شود از حلق و نوش 
  • Kadın, “Böyle bir arlanılacak sözü, ağzım nasıl varır da söyler?
  • گفت آن خاتون ازین ننگ مهین  ** خود دهانم کی بجنبد اندرین 
  • Onun için böyle abes bir sözü nasıl geveleyebilirim? Gebersin o şeytan huylu hain” dedi.
  • این چنین ژاژی چه خایم بهر او  ** گو بمیر آن خاین ابلیس‌خو 
  • Adam, hayır dedi, korkma. Sen böyle söyle de onun hastalığı geçsin, bu lütuf yüzünden iyileşsin.
  • گفت خواجه نی مترس و دم دهش  ** تا رود علت ازو زین لطف خوش 
  • Ondan sonra sevgilim onun derdini gidermeyi bana bırak sen. Yalnız o ince eleyip sık dokuyan bir kere iyileşsin. 295
  • دفع او را دلبرا بر من نویس  ** هل که صحت یابد آن باریک‌ریس 
  • Kadın, o hasta köleye böyle söyleyince öyle ferahladı, öyle kabardı o köle ki âdeta yeryüzüne sığamaz oldu.
  • چون بگفت آن خسته را خاتون چنین  ** می‌نگنجید از تبختر بر زمین 
  • Semirdi, gelişti, benzine kan geldi, kırmızı güle döndü, binlerce şükürler etti.
  • زفت گشت و فربه و سرخ و شکفت  ** چون گل سرخ هزاران شکر گفت 
  • Bazen de, hanımcığım, diyordu, sakın bu bir düzen olmasın!
  • که گهی می‌گفت ای خاتون من  ** که مبادا باشد این دستان و فن 
  • Efendi, Ferec’i evlendiriyorum diye bir dâvet yaptı, eşini dostunu çağırdı.
  • خواجه جمعیت بکرد و دعوتی  ** که همی‌سازم فرج را وصلتی 
  • Gelenler de “Ferec, kutlu olsun” diye onu kandırmaktaydılar. 300
  • تا جماعت عشوه می‌دادند و گان  ** که ای فرج بادت مبارک اتصال