English    Türkçe    فارسی   

6
4083-4092

  • Yediğinin artığından dişlerinin arasında kalanlar kurtlanır, dişlerinin çevresinde kurtlar peydahlanır.
  • از بقیه‌ی خور که در دندانش ماند  ** کرم‌ها رویید و بر دندان نشاند 
  • Kuşcağızlar, kurtları, o rızkı görüp o tabutu otlak sanırlar.
  • مرغکان بینند کرم و قوت را  ** مرج پندارند آن تابوت را 
  • Ağzı, ansızın kuşlarla doldu mu derhal nefesini çeker, ağzını kapar. 4085
  • چون دهان پر شد ز مرغ او ناگهان  ** در کشدشان و فرو بندد دهان 
  • Bu ekmeklerle, azıklarla dolu olan alemi, o timsahın açılmış ağzı bil.
  • این جهان پر ز نقل و پر ز نان  ** چون دهان باز آن تمساح دان 
  • Ey rızık kazanan! Kurt ve yeyim derdine düşüp zaman timsahının hilesinden emin olma.
  • بهر کرم و طعمه ای روزی‌تراش  ** از فن تمساح دهر آمن مباش 
  • Tilki, toprağın altına yayılır, toprağın üstünde de hileli tohumlar vardır.
  • روبه افتد پهن اندر زیر خاک  ** بر سر خاکش حبوب مکرناک 
  • Nihayet bir karga gaflette bulunur, oraya gelir konar. O hilebaz da derhal onun ayağını yakalayıverir.
  • تا بیاید زاغ غافل سوی آن  ** پای او گیرد به مکر آن مکردان 
  • Hayvanlar da yüz binlerce hile varken artık hayvanlardan daha üstün olanda ne hileler bulunur? 4090
  • صدهزاران مکر در حیوان چو هست  ** چون بود مکر بشر کو مهترست 
  • Zeynel-abidin gibi elinde bir Kuran, fakat yeninde kahredici bir hançer!
  • مصحفی در کف چو زین‌العابدین  ** خنجری پر قهر اندر آستین 
  • Sana gelerek efendim der. Fakat gönlünde büyülerle, hilelerle dolu bir Babil var.
  • گویدت خندان کای مولای من  ** در دل او بابلی پر سحر و فن