English    Türkçe    فارسی   

2
2343-2367

  • لیک هر دیوانه را جان نشمری ** سر منه گوساله را چون سامری‏
  • Fakat her divaneyi kendine can sayma.. Sâmiri gibi buzağıya secde etme.
  • چون ولیی آشکارا با تو گفت ** صد هزاران غیب و اسرار نهفت‏
  • Bir veli sana gayb’a ait yüz binlerce şeyi, yüz binlerce sırrı apaçık söylese bile,
  • مر ترا آن فهم و آن دانش نبود ** واندانستی تو سرگین را ز عود 2345
  • Sen de o anlayış, o bilgi olmadıkça yine fışkıyı ödağacından ayırt edemezsin.
  • از جنون خود را ولی چون پرده ساخت ** مر و را ای کور کی خواهی شناخت‏
  • Veli, kendisine deliliği perde etti mi, ey kör, sen onu nasıl tanıyabilirsin?
  • گر ترا باز است آن دیده‏ی یقین ** زیر هر سنگی یکی سرهنگ بین‏
  • Eğer yakîn gözün açıksa bak da her taşın altında bir erin gizli olduğunu gör!
  • پیش آن چشمی که باز و رهبر است ** هر گلیمی را کلیمی در بر است‏
  • Yol gösterici ortada, göz önünde; her Kelîm’in bir kilime bürünmüş olduğu meydandadır.
  • مر ولی را هم ولی شهره کند ** هر که را او خواست با بهره کند
  • Veliyi meşhur eden yine velidir. Veli, kime dilerse nasip verir.
  • کس نداند از خرد او را شناخت ** چون که او مر خویش را دیوانه ساخت‏ 2350
  • Fakat deliliğe vurdu mu kimse akıl edip de onu anlayamaz.
  • چون بدزدد دزد بینایی ز کور ** هیچ یابد دزد را او در عبور
  • Bir hırsız, körden bir şey çaldı mı kör, onu bulabilir mi hiç?
  • کور نشناسد که دزد او که بود ** گر چه خود بر وی زند دزد عنود
  • Hırsız, gelip ona çatsa bile kör, hırsız kimdir? Ne anlasın?
  • چون گزد سگ کور صاحب ژنده را ** کی شناسد آن سگ درنده را
  • Köpek, kör yoksulu ısırsa bile kör, kendisini dalayan köpeği nereden bilecek?
  • حمله بردن سگ بر کور گدا
  • Köpeğin kör bir dilenciye saldırması
  • یک سگی در کوی بر کور گدا ** حمله می‏آورد چون شیر وغا
  • Bir köpek, mahallede bir kör bir dilenciye savaş aslanı gibi saldırdı.
  • سگ کند آهنگ درویشان به خشم ** در کشد مه خاک درویشان به چشم‏ 2355
  • Ay bile yoksulların izi tozunu gözüne sürme gibi çektiği halde, köpek, kızgınlıkla yoksullara saldırır.
  • کور عاجز شد ز بانگ و بیم سگ ** اندر آمد کور در تعظیم سگ‏
  • Kör, köpeğin sesinden korktu, âciz oldu. Ona tâzim etmeye başladı:
  • کای امیر صید و ای شیر شکار ** دست دست تست دست از من بدار
  • “Ey avcılar beyi, ey av aslanı, el senin elin (hüküm senin hükmün), benden el çek” demeye başladı.
  • کز ضرورت دم خر را آن حکیم ** کرد تعظیم و لقب دادش کریم‏
  • Hakîmin biri de zaruret yüzünden eşeğin kuyruğunu ağırlamış, o kuyruğa Kerim lâkabını takmıştır.
  • گفت او هم از ضرورت کای اسد ** از چو من لاغر شکارت چه رسد
  • Kör de zora gelince köpeğe “Ey aslan, benim gibi arık birisini avlayıp da ne yapacaksın?
  • گور می‏گیرند یارانت به دشت ** کور می‏گیری تو در کوچه به گشت‏ 2360
  • Dostların çölde yaban eşeği avlamaktalar, sense mahallede kör avlıyorsun, bu ne kötü şey!
  • گور می‏جویند یارانت به صید ** کور می‏جویی تو در کوچه به کید
  • Dostların avda yaban eşeği arıyorlar, sen sokakta hile düzüp kör arıyorsun” dedi.
  • آن سگ عالم شکار گور کرد ** وین سگ بی‏مایه قصد کور کرد
  • Bilgili köpek yaban eşeği avlar, bilgisiz köpekse köre kasteder.
  • علم چون آموخت سگ رست از ضلال ** می‏کند در بیشه‏ها صید حلال‏
  • Köpek bile, ilim öğrenince azgınlıktan kurtulur, ormanlarda helâl hayvanlar avlar.
  • سگ چو عالم گشت شد چالاک زحف ** سگ چو عارف گشت شد ز اصحاب کهف‏
  • Köpek bile âlim olunca savaşta çevikleşir. Köpek bile ârif olunca Eshâb-ı Kehif’ten olur.
  • سگ شناسا شد که میر صید کیست ** ای خدا آن نور اشناسنده چیست‏ 2365
  • Köpek bile avcıları kimdir, anlar, tanır. Yarabbi, her şeyi tanıtan o nur nedir ki?
  • کور نشناسد نه از بی‏چشمی است ** بلکه این ز آن است کز جهل است مست‏
  • Körün tanıyamaması, gözü olmadığından değildir; bu, onun bilgisizlikten sarhoş olması yüzündendir.
  • نیست خود بی‏چشم تر کور از زمین ** این زمین از فضل حق شد خصم بین‏
  • Kör, bu yeryüzünden de daha gözsüz değil ya! Hâlbuki bu yer bile Tanrı inayetiyle düşmanı tanıdı!