English    Türkçe    فارسی   

3
2158-2167

  • O utanan kul, rükûdan başını kaldırır. Fakat olgun bir iş yapamamış olduğundan bu sefer yüzüstü düşer.
  • سر بر آرد از رکوع آن شرمسار ** باز اندر رو فتد آن خام‌کار
  • Yine emir gelir: “ Başını kaldır, secdeden kalk da yaptıklarından haber ver!”
  • باز فرمان آیدش بردار سر ** از سجود و وا ده از کرده خبر
  • Tekrar utana utana başını kaldırır ama yine yılan gibi yüzüstü düşüverir! 2160
  • سر بر آرد او دگر ره شرمسار ** اندر افتد باز در رو همچو مار
  • Allah, tekrar “ Başını kaldır da şöyle. Kıldan kıla yaptıklarını araştırmak istiyorum” der.
  • باز گوید سر بر آر و باز گو ** که بخواهم جست از تو مو بمو
  • Artık ayakta durmaya kuvveti kalmadığından, Allah’ın heybetli hitabı, canına tesir etmiş olduğundan,
  • قوت پا ایستادن نبودش ** که خطاب هیبتی بر جان زدش
  • O ağır yükün altında, yere oturur. Allah “Söyle bana…
  • پس نشیند قعده زان بار گران ** حضرتش گوید سخن گو با بیان
  • Sana nimet verdim, nasıl şükrettin? Sermaye verdim, hadi, göster kazandığını!” der.
  • نعمتت دادم بگو شکرت چه بود ** دادمت سرمایه هین بنمای سود
  • Kul, sağ yanına dönüp peygamberlere, o ululara selâm verir; 2165
  • رو بدست راست آرد در سلام ** سوی جان انبیا و آن کرام
  • “Padişahlar, bu kötü kişiye şefaat edin… Ayağım da balçıkta kaldı, kilimim de” der.
  • یعنی ای شاهان شفاعت کین لیم ** سخت در گل ماندش پای و گلیم
  • Namazda sağ tarafa selâm vermek, kıyamette Allah’ın hesaba çekmesinden korkarak peygamberlerden yardım dilemeye, onlardan şefaat istemeye işarettir
  • بیان اشارت سلام سوی دست راست در قیامت از هیبت محاسبه حق از انبیا استعانت و شفاعت خواستن
  • Peygamberler, “Çareye başvuracak gün geçti. O orada yapılacak bir şeydi, elde alet oradaydı, orada kaldı!
  • انبیا گویند روز چاره رفت ** چاره آنجا بود و دست‌افزار زفت